27 Nisan 2015 Pazartesi

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Çocukların yüzündeki gülümseme her şeye değer...

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

Soma faciasından en çok etkilenen yerlerden biri de Kırkağaç. Kırkağaç’ta yaşayan 12 yaşındaki Yiğit, okuldaki 12 arkadaşıyla birlikte bir bilim kahramanı ekibi kurdu. Önce yapamayacaklarından korktular. Çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar, bilgisayarda yazılım geliştirip, legodan yaptıkları robotlarına yüklediler. Bu bilim yolculuğu, özgüven ve başarı doğru yeni başlangıçları müjdeliyordu.

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.

Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Nisan 2015 Cuma

Anne,Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler-Yalçın Tosun


Pek öykü türü okuyan ve seven biri değilim.
Uzun zaman sonra ilk kez bir öykü kitabı aldım.

İnstagramda bolca gördüğüm bu kitabı epey merak ediyordum.
Seçimimi bu kitaptan yana kullandım böylece.
Bence iyi de oldu.Çünkü Yalçın Tosun'u sevdim.

Kitapta ilk öykü olan Aterina tokat gibi çarptı yüzüme .Etkisi uzunca geçmedi.
Diğer öykülerde hayli güzeldi.
Akıcı bir şekilde bitti kitap.
Yazarın diğer kitaplarını da fırsat buldukça okumayı planlıyorum.


"Ben susarken ve o bağırarak ağlarken,ilk kez gerçekten konuşuyormuşuz gibi geldi bana.

Kimseye,kendine bile tüm hayatını anlatmamalı insan.Çünkü bu kötülüğü kimse haketmiyor.

Ne güze şeydir susmak karşılıklı.

Yaşlandıkça insan hayallerinde daha özgür,yaşadıklarında daha mı kapana kısılmış oluyor-ki ben hep yaşlanınca hayallerde tükenir sanıyordum-diye düşünürken garip bir şey oldu.
Oldukça güçlü bir gerçeklik hissiyle kendimi çocukluğun korunağı,o uzun masanın altında hissettim bir süre.Bu sefer üçüncü bir göz olmuş izliyordum olanları.
...Yavaşça fısıldadım kulağına:
"Korkma,her şey tarih oluyor."

"

23 Nisan 2015 Perşembe

Vakti Geldi-İBB ŞT



Bir iş adamı,bir profesör ve bir bürokrat..

Gelecek seçimlerde belediye başkanı adayıdır üçü de.
Ancak öncesinde geçmiş ile yüzleşmeleri gerekir..

Üçü de isimsiz mektuplar alır birbirlerinden habersiz.
Aynı gece,aynı tren garında olmaları beklenir.
Yanlarına gelen genç kadın sayesinde sır perdesi yavaşça çözülür.

Oyun 1saat10 dakikalık tek perde.
Güldüren aralarda da giydiren cinsten.

Kadın oyuncunun performansı çok iyiydi.

Aralarda patlayan silah sesi ile sıçrama olasılığınız yüksek.
Dekora ise bayıldım.çok hoş olmuş.

 Tavsiye edilir,gidiniz,izleyiniz.


9 Mart 2015 Pazartesi

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku -Kitap&Film


Görür görmez kapağına vurulduğum bu kitabın konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Hatta bir ara acaba Müzeyyen Senar mı konu edilmiş diye bile düşünmüştüm.
Meğer sadece kahramanımızın adı Müzeyyenmiş.O kadar:)

Kitap sadece 58 sayfacık.
Ne olup bittiğini anlamadan bir baktım sonuna gelmişim.
Güzel duygu aktarımları vardı ancak hikaye daha kafamda tam oturmamışken bitti.

Sonra internette kitap ile ilgili araştırma yaparken aslında filmi de olduğunu görünce şaşırdım.
Çünkü hiç duymamıştım bu filmi.
İzlemeye karar vererek iyi etmişim çünkü film kitaptan daha iyiydi.
Genelde uyarlama filmler kitabından iyi olmaz ama bu film kesinlikle aksini ispatladı benim için.

Filmimizde otelde kalan,yayınlanmış kitabı olmayan bir yazarımız var.(kitapta da böyle)
Kadınları çözmeye çalıştığı sırada Müzeyyen'e rastlıyor.
İlişkinin akışına bırakıyor kendini ama bir yandan da içine sinmeyen bir şeyler hissediyor.

Tabi ki birçok değişiklik vardı kitaba göre ama bazı diyaloglar birebir kitaptan hiç değişmeden alınmış.
Bu da ayrı bir hoştu.


*Arka fonda düşüncelerin kimi zaman satır satır akması ve çalan müziklerde epey iyiydi.
**Birde filmde biraz Issız Adam,biraz da İncir Reçeli tadı aldım ben...




"Ne olmuştu da,"Seninle dünyanın her yerine gelirim" diyen Müzeyyen,durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı.Nerelere gidiyordu?Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı?Hangisi Müzeyyendi?Ya da Müzeyyen kimdi?İlk tanıdığım kimdi,şimdiki kim?


"Ayna,"dedim,seni bölük bölük bölerim."
"Denememeni tavsiye ederim,"dedi"bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm,hoşuna gitmez."


Ben sözlerden değil,bakışlardan tırsardım.Bakışların arkalarını sezer,sezgilerim doğrulana kadar mecburen bekler,beklerken kafayı yerdim.Konuşunca mesele yoktu.Ayrıca bu devirde herkes en azından iki tane idi.Daha kalabalık olanları da görmüştüm.


"Niye ulan,niye?"Alnımızda "Her nevi yanık tedavi edilir mi yazıyordu?Nöbetçi eczane mi açmıştık.Kaporta mı tamir ediyorduk?Niye? 

8 Mart 2015 Pazar

Yaşamın Ucuna Yolculuk-Tezer Özlü



Çok merak ettiğim bir yazardı Tezer Özlü.
Çoğu kişinin bayıla bayıla okuduğu bu yazarı ben pek sevemedim maalesef.
Biraz hayal kırıklığı yaşamış oldum ama belki ileride başka bir kitabına şans verirsem düşüncelerim değişebilir bilmiyorum ama şimdilik durum budur.

Altını çizdiğim ve buraya da aktardığım satırlar hariç kitabın geri kalan kısmı çok sürüklemedi beni.
Bunda kitabı daha çok  gece nöbetlerde okumamın da payı olmuş olabilir.
Küçük çaplı depresyona girdim resmen.
Sürekli bir kaçış,sürekli bir yalnızlık hali,sürekli melankolik düşünüş beni biraz gerdi.
Topu topu 125 sayfa olmasına rağmen bir haftada ancak bitirebildim.
Belki doğru zaman değildi benim için bu kitap bilemiyorum.
Sonuçta bu kadar seviliyor olması nedeni ile yazara haksızlık etmiş olmak istemem.

"
Artık bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar veriyorum.

Her var oluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu.

Oysa yaşam genellikle insanın bir başına kalması.

Aynı dili konuşan iki kişi yok.Her söylenen söz,bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması.

Kimse her insanın yaşamının ortak yanları olduğunu düşünmüyor.

Sevgi inandırıcı değildir.Düşüncelerin bulduğu,düşüncelerin biçimlendirdiği bir durumdur.
Düşünüldüğü oranda büyür,derinleşir,büyütülür,derinleştirilir.Ne denli düşünülürse o denli büyür.O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır,ulaştırılır.Gerçekleştirilemez. Soyutlaşır .Ve hiçbir zaman bitmez.Yaşam gibi.Ölüm gibi.

İnsanın yalnız cesedi yalnız kalabilir.Canlı(cesedi)asla.Çocukluğumda yeryüzünün sonsuzluğunu algılayabiliyordum,ama yaşlı kadınların yalnızlığını değil.

Evler görkemli.Mağazalar görkemli.İnsanlar iyi giyimli.Ama içlerinde soluk yok.Soluk yok.

Her insanı severek dinlerim.Kaygım vardır.Ne düşünürler,yaşama nasıl bakarlar diye.Ama hangi ülkede olursa olsun orta çağ düşüncesinden sıyrılmış,bağımsız insana az rastlıyorum.

Yoksa yaşadığımız her an böylesine geçmişin ağır anılarıyla mı güçleşiyor.

Yaşamın sonu bana hiç ırak gözükmedi.Her yüzde,her solukta,her büyüyende, her yaşlananda, her sarılmada,her sabahta gördüm yaşamın sonunu.

Hiçbir yere gitmesem de,sürekli yolculuklarda olduğumu algılamakta geç kalmadım.

Önümde gene bir zafer anıtı.Bir ülkenin zaferi,diğer ülkenin yenilgisi.Zaferler de,yenilgiler de insan ölüleri üzerinden  geçiyor.

Yolculuklar ilginçtir.Dünyalara açılan,yeni yaşamlardır yolculuklar.

İnsanın kendi kendinin yükünü taşıması,diğerlerinn yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.

"







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...