17 Kasım 2014 Pazartesi

Peri Gazozu-Ercan Kesal


Peri Gazozu Tüyap Kitap Fuarı'ndan bu yıl aldığım kitaplar arasında ilk okuduğum kitap.
Epeydir merak ediyordum bu kitabı..
Ne kadar doğru bir seçim yaptığımı ise kitap bitince anladım.

Çok yorgun olmama rağmen gece üçe kadar ilk yarısını,kalan kısmını da bir oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu.
Zaman zaman ağladım,çoğu yerinde gözlerim doldu..

Bir doktor olan Ercan Kesal,meslek hayatında başından geçen olayları yazmış.

Mecburi hizmetini yaparken yaşadıkları,Anadolu kültüründen kesitler,ölüm karşısındaki acizliğimiz,çaresizliğimiz,
Satır aralarında da ailesini,çocukluğunu okuyup o günlerin Türkiyesi'ne gidiyor insan.

ama beni en çok etkileyen, boğazımı düğüm düğüm yapan kısmı babası ile ilgili olan kısımlardı...

Alın,okuyun derim.





"Hayatımız,'bir yumağın sürekli sarılmasıdır'.Yaşadığımız her şey, ardımıza takılıp gelmekte ve doğal olarak da birikmektedir.Yol boyunca ne yaşandıysa toplamaktadır çünkü.Bugün diye adlandırdığımız şey,geçmiş ve geleceğimizin toplamıdır.Yani geçmişimiz;elimizden uçup gitmiş,kaybolmuş bir zaman değildir.Şimdiki zamanın içinde duran,bekleyen bir şeydir."

"Hiç bilmediğim şeyler var sanki bu dünyada ve sanırım hayat,hiç de kolayca anlaşılabilir bir şey değil.Bana ne oluyor böyle?Büyümek ne zor şeymiş."


"Birbirimizin hayatlarının içindeyiz.Bundan hiç haberdar olmasak da..."


"İnsan olmak kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir.İnsan,kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi bir başkası içinde aynı şiddette isteyebiliyorsa 'insanım' diyebiliyor...Çok sevdiğiniz bir şeyi ağzınıza götürdüğünüzde aklınıza gelen şey,sizin aslında kim olduğunuzu da söylüyor,farkında mısınız?"


"Ne biçim insanlar bu anneler?Çok tuhaflar.Hiç kimseye benzemiyorlar. Ama,birbirlerini tanıdıklarına eminim.Kendi aralarında konuşup anlaştıkları,bizim bilmediğimiz ortak bir dilleri var muhakkak.Belki de gizlice buluşup, haberleşiyorlardır birbirleriyle kim bilir?"


"Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer.Bir sarsıntı,bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz."


"Sonuna kadar tüketip,bitirmek yerine,ihtiyacımız kadarını alıp,geriye kalanını bizden sonrakilere bırakabileceğimiz bir hayat...Gerçekten,çok mu zor?



NOT* Ercan Kesal ayrıca oyuncu ve de senarist(miş).

NOT**Tek rahatsız olduğum-pek büyük ölçüde olmasa da-illa bir mesaj verme kaygısı vardı..O da gerçek yaşanmışlıkların yanında lafı edilmeyeceğinden kitabı epey beğendim.


15 Kasım 2014 Cumartesi

Hamlet-William Shakespeare



Uzun yıllar sonra bir tiyatro eseri okudum...
Ne zamandır Shakespeare'den bir eser okumak istiyordum.
Beyazıt Sahaflar Çarşısı'nda gezinirken tertemiz bir ikinci elini buldum ve hemen aldım.

Bu aralar alışkanlıklarımı kırıp sahaflardan kitap almaya başladım ya yine de eski eserlere, saman kağıtlara elim gitmiyor..Gıcır gıcır,ikinci el olduğu belli olmayanları seçiyorum şimdilik...
Yine de bir başlangıçtır diye seviniyorum.Çünkü eskiden kesinlikle okuyamazdım ikinci el..

Kitabımızda Danimarka Prensi olan Hamlet'in babası ölür,amcası tahta geçer ve annesi ile kısa bir sürede evlenir.Hamlet babasının hayaleti ile karşılaşır.Bu evliliğin arkasındaki sırrı babasından öğrenir ve amcasından intikam almak için değişik yollar dener.

Hamlet'i okumayan kaldı mı bilmiyorum ama genel olarak keyifli bir kitaptı.Zaten kısa bir eser olduğundan da hızlı okunmakta.Ancak öykü türüne bile alışamamışken uzun zaman sonra tiyatro eseri okumakta biraz zorlandığımı da itiraf edeyim.Bu nedenle şiir,öykü gibi türleri biraz daha sık okumaya çalışacağım..

Birde Devlet Tiyatrolarında kapalı gişe oynayan bu oyuna bilet bulup gidebilirsek ne hoş olur.


9 Kasım 2014 Pazar

TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı-2014


Uzun zaman sonra bloguma yazıyorum.
Çok özlemişim çok.. 
Bunda laptopumun bozulması,telefondan yazmayı sevmemem,okulun açılması ve sınavlar büyük etken tabi. 
Bende özlediğim bloguma en sevdiğim konuyla döneyim istedim. Kitaplar!
Her kitapsever gibi bende koca bir yıl TÜYAP Kitap Fuar'ını heyecanla bekliyorum. Ve yıllardır da aralıksız gidiyorum,umarım bundan sonra da bulunabilirim. 
Bu kadar heyecanlı girişten sonra fuar izlenimlerime gelirsek; aslında o kadar da iç açıcı değil. Gönül ister daha çok indirimler olsun,daha fazla kitap alabilelim ama %20-%25ten öte bir indirim göremedim. Zaten indirim düşüncesi ile gidicelekse hiç zahmete değmez diye düşünüyorum. Çünkü fuar zamanı kitap satışı yapan internet sitelerinde de hayli indirim oluyor. 
Ben son yıllarda ciddi indirim beklemeden gittiğim için şaşkınlık yaşamıyorum. O havayı solumak,binlerce kitabın,kitapseverin ortasında bulunmak iyi geliyor bana... O yüzden eskiden olduğu gibi aşırı kitapla dönmüyorum. Gerçekten merak ettiğim kitapları alıyorum. 
Şimdi de şöyle yakından bakarsak aldıklarıma;

Ve tabi ki fuarın olmazsa olmazları kitap ayraçlarım...


Herkese bol okumalı günler dilerim:)

22 Ağustos 2014 Cuma

Yaz Okuma Şenliği 2014& 2.Ay Raporu




Pinuccianın düzenlediği okuma şenliğinde 2.ay sonuçlarım;

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Nar Ağacı-Nazan Bekiroğlu 533sayfa
 

4. Kategori (10 puan): Adında bir sayı geçen bir kitap.
Ankaralı Dört Hanım-ClaudeFarrere-198sayfa


19. Kategori (10 puan): Halen yazmaya, üretmeye devam eden bir edebiyatçıdan (yazar, şair, araştırmacı...) bir kitap.
Kardeşimin Hikayesi-Zülfü Livaneli-324sayfa


20. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Masumiyetin İçin Savaş-Tess Gerritsen-362sayfa

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
İlk Gün-Marc Levy-421sayfa  

İlk Gece-Marc Levy-427sayfa 

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
 1.Yabancı-kadın:Ölüm İlanı Yazarı -Ann Hood-270sayfa  
 2.Yabancı-erkek:Kupa Valesi-Andrew Gross-440sayfa

 3.Türk-kadın:Artık Ayrılsak Diyorum-Neslihan Acu-298sayfa 
 4.Türk-erkek:İncir Kuşları-Sinan Akyüz-328sayfa

Toplam 10kitap:100
27.kategori için ekstra:30
29.kategori için ekstra:30
Toplam sayfa sayım:3601

TOPLAM:100+30+30+36:196 PUAN

3 Ağustos 2014 Pazar

Nar Ağacı-Nazan Bekiroğlu


         "sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim"

             

Nar Ağacı,epeydir kitaplığımda okunmayı bekledi.Okumayı çok istememe rağmen bir türlü sıra ona gelmemişti.

Daha önce Yusuf ile Züleyha kitabını okumuş ve de sevmiştim Nazan Bekiroğlu'nu.
Bu kitaba da seveceğimi düşünerek başladım.Ancak ilk elli sayfadan sonra elim gitmedi kitaba bir hafta kadar.İnternetten de baktım ve yarım bırakanların olduğunu görünce dedim ki yalnız değilmişim.

Ama kolay kolay kitabı yarıda bırakmama huyumdan yeniden elime aldım kitabı ve çok kısa bir sürede bitirdim.
Olayların içine girince bir tarihsever olarak bayıldım..Hatta yer yer gözlerim doldu,sonuna yaklaştıkça da bu hikaye ile yollarımız ayrılıyor diye hüzünlendim..
Kesinlikle başlarda sıkılan olursa bile bırakmamalı bir şans daha vermeli ve Setterhan ile Zehra'nın güzel ama zorlu ve yıpratıcı hikayelerini okumalı.

Kitap, tarihi olayların ışığında geçen üç sevdayı anlatmakta..
Balkan Harbi ve sonraki döneme denk düşmekte bu hikaye.Aslında kurgu değil hikayemiz.Nazan Bekiroğlu'nun dedesi Setterhan ve anneannesi Zehra'nın hikayesi bu...Yer yer kurguya yer vermiş olduğunu röportajlarında belirtmiş olsa da bu hikayenin gerçeğe dayanıyor oluşu ve hatta birçok olayın gerçek olması daha da bir anlam kazandırıyor..

Aynı zamanda birçok bilgide satır aralarına iliştirilmiş bu kitabın Zerdüştlüğe yer verilmiş misal.Bu tarz kitapları okumayı daha bir seviyorum.Bitirdiğinde öğrendiğin birçok şey seninle kalıyor..

Birde o kadar fazla şehirde geçiyor ki-Batum-Tiflis-Trabzon-Tebriz-İstanbul- bazen neresi neredeydi diye kafası karışıyor insanın...
Neticede öyle iki ırmağın birleşip akması kolay olmuyor yani..



Altı çizilenlerden:

"Milleti bilirdi Osmanlı ama milliyetçiliği bilmezdi.Farklı milletler bir arada fakat birbirine dönüşmeden yaşardı onda.Benzeyecekleri değilse de bütünleşecekleri tek şey Osmanlı kimliğiydi.
Kendileri olarak,dillerini,dinlerini ve kültürlerini muhafaza ederek Osmanlı olmuşlardı.Ama Osmanlılık söz konusu olduğunda bu farklılıkların bir anlamı kalmazdı. Bu devlet,Rum ile Ermeni arasında bir fark gözetmez,onları Türk'ten ayırmayı da aklına getirmezdi.O zamanlar,Osmanlı olmak,Rum olmaktan önce gelirdi ve Rum olmak Arnavut olmaktan, o da Türk olmaktan farklı değildi." -sayfa 72

"İşte bu dünyadaki herşey o kadar gölge.Perdenin bu tarafında hepimiz birer gölgeyiz aslında.Oyun bittiğinde birer püf! Mum söner.Oyun biter.Bütün suretler de Karagözcünün kutusunda bir araya konur,kaldırılı.Geriye ne suret kalır ne perde.
..Herşeyin gölge olduğunu bir kere fark edince,artık can acısa da bir acımasa da bir.O zaman bitmez zannettiğin her türlü çilede biter.Hem öyle bir biter ki artık bitse de fark etmez bitmese de fark etmez."
-sayfa 202 

"Ey sıkıntı Şiddetlen,nasılsa geçeceksin.
Bir sıkıntının geçeceğine duyulan güven ona dayanmanın tek çaresiydi." -sayfa 302

"Aşk değildi bu.Aşk olsa hesap yapacak mecali kendinde bulamazdın.
Bu kadar hesap yapmaya ne gerek vardı?Hepi topu aşk işte.Gelir,yaşanır ve günü gelince biterdi."-sayfa 449

"Bir tarafımız hep kırık kalacak belki ama ihtimal bir kafiye tutturabiliriz.Bütün yorgunluklarımızı yekdiğerinde dinlendirebilir,birbirimize sığınabilir,iki ayrı ırmağın delicesinde değil bir ırmağın derininde akabiliriz.Yeniden diyebiliriz." -sayfa 508
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...