ve özlediklerime gelince;
Çocukluğumu özledim ben çok.Annemin yanında oyun oynarken, bana vermiş olduğu sebze kabuklarıyla o günün yemeğini yapardım.O soğan kavururken bende aynı işlemi kabuğuyla kendi minik tenceremde yapardım misal..
Yatılı okul günlerimi özledim.Yatakhane sohbetlerini,açlık krizlerimizi,küçücük sorunları dağ gibi görmemizi..
Ankara'yı özledim.Ne kadar sevmesem de ilk gittiğimde; alıştırır kendini Ankara hissettirmeden
insana...İlk işim,ilk üniversitem,kendi adıma gelen ilk su faturası:) Sakarya caddesi,tunalı hilmi.. Hocalarım,dostlarım..Ankara benim için çok özeldir,hala adı geçince bir garip olurum ben İstanbul çocuğu olsam da,denize bayılsam da..
Tek sorumluluğumun derslerimi iyi bir şekilde geçmek,kontörümü hemen bitirmemek,harçlıklarlı idareli kullanmayı başarmak olan günlerimi özledim...
Ama Babamı özledim hepsinden de çok..Daha 1yıl bile olmamışken onu kaybedeli, buram buram özledim babişkomu ben. Bazı arkadaşlarım diyor bana bir baba bu kadar nasıl sevilir diye.bense daha da çok sevmek istiyorum.özlüyorum,anıyorum,yaşatıyorum içimde.zaman herşeyin ilacı derler ama zaman sadece insanlara daha az bahsetmeme,bıkmamaları için içime atmama yarıyor.oysa ki hep içimde;benimle...

Bunları yazarken dilime dolandı birde şu şarkı;
"Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken,
yıllar hayatlar geçiyor..."
Resim alıntıdır.
"bir baba bu kadar nasıl sevilir?" sorusu ilginç geldi bana, ne kadar sevsek de hep az kalırız oysa...
YanıtlaSilbana da bir baba nasıl sevilmezi düşündürtüyor ama oluyor işte..İyi anne-babalardan olalım inşallah..
SilCevaplandırdığın için teşekkür ederim canım... Babalarla kızlarının bağları hep farklı oluyor nedense... Özleniyor... Nur içinde yatsınlar...
YanıtlaSilAmin canım,Allah mekanlarını cennet etsin.
Silmimi de severek cevapladım;)